Blog nedir? . . . Kendi blogunu oluştur ;)
Ocak 2008 tarihli yazilar (sayfa 1)Ocak 2008 tarihli diger ogeler resimler , videolar
 
Oca
30
    
siyah_gulum | 30 Ocak 2008 03:04 | 0 fav | etiket: ,  
Mümin, vücudunun bütün âzaları ile Allah'tan korkandır. Nitekim büyük ahlâk ve fıkıh bilgini Ebu Leys es-Semerkandi, Allah korkusunun yedi alameti olduğunu haber verir. Bunlar şöyledir:

Dil yalandan uzaklaşır

Allah korkusu taşıyan kul dilini yalandan, dedikodudan, koğuculuktan, iftiradan ve boş konuşmaktan alıkor, bunlar yerine onu zikirle, Kur'an okumakla ve ilmî konuşmalarla meşgûl eder.

Kalbten kıskançlık kalkar

Allah korkusu taşıyan kul başkalarına karşı kalbinde düşmanlık, iftira ve kıskançlık barındırmaz. Çünkü kıskançlık iyilikleri mahveder. Nitekim Peygamberimiz (sas) şöyle buyurur: Ateş odunu nasıl yerse (yakarsa) kıskançlık da iyilikleri öyle yer (yok eder).

Bilesin ki, kıskançlık, kalb hastalıklarının başlıcalarından biridir ve bu hastalıklar da ancak ilimle ve iyi ameller işleyerek tedavi edilebilir.

Göz harama bakmaz

Allah korkusu taşıyan kul, haram yiyeceğe, haram içeceğe, haram giyeceğe vb. (kısacası) haram olan hiçbir şeye bakmaz. Dünyaya aç ve muhteris gözlerle değil, ibret almak amacı ile bakar. Helal olmayan şeylerden bakışlarını uzak tutar. Nitekim Peygamberimiz (sas) şöyle buyurur: "Kim gözünü haramla doldurursa Allah da onun gözünü kıyamet günü ateşle doldurur".

Haram lokma yemez

Allah korkusu taşıyan kul, karnına haram lokma sokmaz; çünkü haram lokma yemek, ağır günahlardan biridir. Nitekim Peygamberimiz (sas) şöyle buyuruyor:
"İnsanoğlunun karnına haram bir lokma inince, lokma midesinde kaldığı sürece yerde ve göklerdeki melekler tekrar tekrar üzerine lanet yağdırırlar. O lokmayı hazmederken öldüğü takdirde varacağı yer cehennemdir".

Eller Allah rızası için çalışır

Allah korkusu taşıyan kimse, ellerini harama değil, Allah'ın rızasına uygun şeylere doğru uzatır. Nitekim sahabilerden Kâ'bul Ahbar'ın (ra) şöyle dediği rivayet edilir: Allah, her bir bölümü yetmiş bin gözlü yetmiş bin bölümü olan yakuttan yapılma bir köşk yaratmıştır. Kıyamet günü bu köşke; ancak önlerine çıkan haram şeylerden Allah korkusu ile uzak duranlar girebileceklerdir.

Ayaklar Allah için yürür

Allah korkusu taşıyan kimse, günah işlemeye değil, Allah'ın emrine uygun ve O'nun rızasını kazandıracak işlere doğru yürür, alimlerle ve iyi amel işleyenlerle buluşmak gayesi ile adım atar.

İbadete riya karışmaz

Allah korkusu taşıyan kimse ibadetini sırf Allah rızası için yapar, riyadan ve münafıklıktan kaçınır, böylelikle Allah'ın haklarında şöyle buyurduğu kimselerden biri olur: "Rabb'inin katında ahiret, günahlardan korkanlar içindir". [1]
"Günahlarından sakınanlar, hiç şüphesiz, cennetlerde ve pınarlar(ının başların)dadırlar".[2] "Günahlardan sakınanlar cennet ve nimetler içindedirler".[3] "Günahlardan sakınanlar emin bir makamdadırlar".[4]

Mü'minin korku ile ümit arasında bulunması gerekir. Buna göre bir yandan ümit kesmeksizin Allah'ın rahmetini beklerken diğer yandan ibadet hali içinde çirkin hareketlerden vazgeçerek Allah'a tevbe eder. Nitekim Allah (cc) "Sakın Allah'ın rahmetinden ümit kesmeyin".[5] buyurmaktadır,
[1] Zuhruf/35



 
Oca
30
    
siyah_gulum | 30 Ocak 2008 02:44 | 0 fav | etiket: , ,  

MP3 çalar gibi modern müzik aletlerinde, düşük sesli sinyallerin daha yüksek bir seviyeye ulaşmasını sağlayan "sıkıştırılmış ses teknolojisi" sağır yapıyor.

Fransız bilim adamları, duyma ile ilgili problemlerin yüzde 20'lik kısmının yüksek sesle müzik dinlemekten kaynaklandığını söyledi. MP3 çalar gibi modern müzik aletlerinde, düşük sesli sinyallerin daha yüksek bir seviyeye ulaşmasını sağlayan "sıkıştırılmış ses teknolojisinin" kullanıldığına dikkat çeken uzmanlar, kulağın bu seviyeye alıştıktan sonra normal seviyedeki sesleri algılamakta güçlük çektiğini kaydetti.  



 
Oca
30
    
siyah_gulum | 30 Ocak 2008 02:38 | 0 fav | etiket:  

Ülkemizde yılda yaklaşık 3 bin rota virüs ishali kaynaklı ölüm oluyor. Yapılan çok merkezli bir araştırmada, hastaneye yatan ishalli çocuklarda yapılan çalışanlarda yüzde 57 oranında rota virüsüne rastlandı.

Tüm dünyada ishal morbite ve mortalitesinin en önemli etkenlerinden biri olan rotavirüs, gelişmekte olan ülkelerde olduğu kadar, gelişmiş ülkelerde de önemli bir sorun olmayı sürdürüyor.



Çocukların yüzde 95’inin ilk 2-3 yaşta enfekte oldukları ve antikor oluşturdukları rotavirüs ilk 2 yaşta ağır ishallere yol açıyor.



Ilıman iklim kuşağında en çok kış aylarında ve 2 yaş altı çocuklarda görülen rotavirüs ishalleri; gelişmekte olan ülkelerde gelişmiş ülkelere kıyasla daha erken dönemde ortaya çıkıyor ve klinik daha ağır seyrediyor. Ölüm daha sık görülüyor.



Dünyada rota virüs ishali nedeniyle yılda yaklaşık 440 bin çocuk ölüyor, 2 milyon çocuk hastaneye yatıyor ve 25 milyon polikliniğe başvuru oluyor.



Rotavirüs başlıca ağız yoluyla bulaşıyor. Yakın temas ve ortak kullanılan eşyalarla bulaşabilen etken kalabalık yaşam koşullarında salgınlara yol açıyor.



Kuluçka dönem, 1-3 gün arası oluyor. İnatçı kusma, ishal ve karın ağrısı görülüyor. Vakaların yarısında yüksek ateş oluyor. Bulaştırıcılık en az bir hafta devam ediyor. Rota virüs ellerde 4 saat, kuru yüzeylerde 6-60 gün arasında canlı kalabiliyor.



Kısaca rotavirüs enfeksiyonu hem gelişmiş hem de geri kalmış ülkelerde önemli bir sorun olmayı sürdürüyor. Yüksek oranda sağlık kuruluşuna başvuruya, hastanede yatarak tedaviye ve özellikle geri kalmış ülkelerde ciddi oranda ölümlere yok açıyor.



Bu enfeksiyondan etken ve güvenilir aşılarla korunmak mümkün ve halen çocuk ölüm nedenleri arasıdan önemli yer alan ishallerden korunmada da önemli bir araçtır.



Yazan: Prof.Dr. Emel GÜR

İ.Ü.CTF Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları AD Sosyal Pediatri BD





 



 
Oca
30
    
siyah_gulum | 30 Ocak 2008 02:36 | 0 fav | etiket: , ,  

Türkiye'nin önde gelen bilişim şirketlerinden KVK, Google'a rakip oldu. Şirket, geçtiğimiz yıl Amerikalı anlam merkezli arama motoru hakia.com'a 5 milyon dolarlık yatırım yaptı.

KVK Genel Müdürü Bülent Çavuşoğlu, New York merkezli hakia.com'un en büyük üç arama motorundan biri olmaya aday olduğunu belirterek, "Sadece hakia, sorulan soruyu bir insan gibi algılama ve komple cevaplar verme kapasitesine sahip bir arama motoru. Bu beceriyi daha da geliştirmeyi hedefliyoruz." dedi. Şu an test aşamasındaki sitenin tanıtımı çok yakında yapılacak. Çavuşoğlu'na göre ticari hayatına başlayan sitenin ikinci bir google olmaması için hiçbir sebep yok. 5 bin bayi ile geniş bir hizmet ağına sahip KVK, Diyarbakır Çermik'te 2003 yılında uçak kazasında hayatını kaybeden çalışanı Ercan Demirkol adına bir Anadolu lisesi ve ilköğretim okulu yaptırdı. Bu okullara, Milli Eğitim Bakanı Hüseyin Çelik'in Murat Vargı'dan ricası üzerine 150 öğrenci kapasiteli yatılı bir yurt da eklendi. Yurt 2009'da açılacak. Şirket, söz konusu sosyal projeler için 12,5 milyon YTL bütçe ayırdı. Sadece yatılı okul için 5,5 milyon YTL harcanacak. Çavuşoğlu, ayrıca mart ayında Samsun Terme'de kendi maaşından artırdığı kaynakla Anadolu lisesi yaptıracağını söyledi. Yatırımlarla ilgili Diyarbakır'da bilgi veren Çavuşoğlu, 2007'yi 1,5 milyar dolar ciro ile kapattıklarını açıkladı. KVK; bu yıl IT ve Nano teknoloji üzerine yoğunlaşacak. Dayanıklı tüketim ve elektronik sektöründe yaşanan durgunluğun bilişim pazarını da etkilediğini ifade eden KVK Genel Müdürü, "Biz durgunluğu en fazla ocak ayında hissettik. Ancak dalgalanmanın iz bırakacağını düşünmüyoruz. İnancımız güvencemiz ve arzumuz bu yönde." ifadesini kullandı. Zeliş Yıldıral, Diyarbakır



 



 
Oca
30
    
siyah_gulum | 30 Ocak 2008 02:34 | 0 fav | etiket: ,  
Hızla gelişen teknoloji sınır tanımıyor. Yüksek çözünürlüklü görüntüleri izlememizi sağlayan televizyon teknolojilerinden sonra şimdi de bu görüntüleri multimedya araçları arasında kablosuz olarak yüksek hızda transfer edebilen bir teknoloji geliyor.

Las Vegas'taki Consumer Electronic Show'da (CES) ev eğlence sektörünün yeni trendleri televizyonlar, multimedya çalarlar, düz panel ekranlar büyük kabinlerde sergilendi. En çok ilgi çeken gelişme ise ev eğlence ürünlerinden çok, bu ürünlerin arasında kurulan kablosuz bağlantılardı.
Artık firmalar video kameralar, televizyonlar, oyun sistemleri ve multimedya çalarlar üzerinde daha yüksek kapasiteli kablosuz bağlantı kurmanın yollarını arıyor.
CES'te SiBeam yüksek çözünürlüklü görüntü ve sesleri multimedya çalarlardan televizyona aktaran kablosuz işlemcisini tanıttı.
SiBeam'in yeni teknolojisiyle aynı odadaki bir multimedya çalarla duvara asılı bir televizyon kablosuz olarak bağlanabilecek.
Tanıtımda firma, multimedya çalardan televizyona yüksek çözünürlüklü video için yeterince hızlı olan saniyede 2 gigabit hızında data gönderdi.
Fakat firmanın ilk ticari çipleri, 2009'un başlarında Panasonic monitörlerinde kullanılacak, tanıtımdaki kapasitesinden daha iyi olacak. Hedeflenen hız ise 4 gigabit.
Son kullanıcı kablosuz data tranfer teknolojisini tanıyor. Fakat Wi-Fi ve Bluetooth teknolojileri kablosuz eğlence merkezi için olası ihtiyaçları karşılayacak şekilde dizayn edilmediler.
Wi-fi 2.4 gigahertz elektromanyetik dalga bant genişliği kullanıyor. Ancak kablosuz yüksek çözünürlüklü data alış-verişi için 60 gigahertz bant genişliği kullanmak gerekiyor.










 
Oca
30
    
siyah_gulum | 30 Ocak 2008 02:29 | 0 fav | etiket:  
Işıl Sarıyüce / CNN TÜRK

Sessiz sedasız çalışıp pek çok buluşa imza atan TÜBİTAK, kapılarını CNN TÜRK'e açtı. İşte, NATO'ya satılan ilk Türk ürünü, aynı zamanda Rus donanmasına giren ilk yabancı sistem olan haberleşme sistemi ve ''milli radar''...

TÜBİTAK'taki bilimadamlarının son buluşları hafta boyunca CNN TÜRK ekranında olacak...
BÖLÜM 1: İnternet ve uydu desteği olmaksızın, kıtalararası ses ve görüntü alışverişi sağlayan haberleşme sistemi ve Türkiye'nin ilk deniz radarı.
TÜBİTAK'ın görüntü alışverişine olanak tanıyan telsiz sistemi "Foresc 2" ile binlerce kilometre uzaktan gönderilen veriler bilgisayar ekranında çözülüyor.
Foresc 2 ile diğer telsiz sistemlerinden farklı olarak; sadece ses değil, görüntü aktarımı ve internet ortamındaki gibi sohbet de yapılabiliyor.
TÜBİTAK, Foresc 2'yi Deniz Kuvvetleri Komutanlığı'nın talebi üzerine geliştirdi.
Foresc 2 teknolojisiyle askeri operasyon, doğal afet gibi iletişimin güç olduğu durumlarda sahadan karargaha veri aktarımı sağlanıyor. Üstelik, bu esnada uydu, internet gibi altyapılara ihtiyaç duyulmuyor. Görsel-işitsel her türlü veri, bir merkezden diğerine atmosfer aracılığıyla aktarılıyor.
Hiçbir kullanım maliyeti yok

Uydu teknolojisiyle çalışan sistemlerin maliyeti yüksek. Ayrıca, başka ülkelerin teknolojilerine bağlı olduğundan stratejik açıdan riskli. Sadece atmosferi kullanarak kıtalararası ses ve görüntü aktarımı sağlayan Foresc'in ise hiçbir kullanım maliyeti yok.

Sistem NATO'ya satılan ilk Türk ürünü; aynı zamanda Rus donanmasına giren ilk yabancı sistem...
TÜBİTAK Foresc Projesi yöneticisi Ali Çıkıkçı: "İlk olarak Rusya, Ukrayna, Romanya'daki Black Sea 4 tatbikatlarında kullanıldı. Buradaki çalışmaları NATO duyunca Active Endeavour Akdeniz Güvenliği konusunda onlar da başladı. Şu ana kadar 20 ülke kullandı, bazıları sürekli, bazıları dönem dönem. Gürcistan, Rusya, Romanya da sürekli kullanıyor."

Yüzde 100 güvenlik

Sistemin yoğun talep görmesinin nedeni yüzde 100 güvenlik sağlaması. Veriler karşı tarafın kişisel hesabına şifreli olarak aktarılıyor ve Foresc telsizi olmadan hiçbir şekilde okunamıyor.

Kesintisiz haberleşme imkanı sağlaması nedeniyle, Foresc, iletişimin kesildiği deprem gibi afet durumlarında da kullanılabiliyor.
MİLLİ RADAR

TÜBİTAK, Deniz Kuvvetleri Komutanlığı için 2 yıllık çalışmanın ardından bir sahil güvenlik radarı, bir de gemi radarı üretti.
Radar yüzde 100 yerli teknoloji ile üretilen "milli gemi" Milgem'de kullanılacak.
TÜBİTAK Radar Projesi Sorumlusu Feyzullah Yayıl: "Her iki radarın da özelliği; teknolojileri farklı, darbeli değil, bu sayede çok düşük çıkış gücüyle uzun mesafeyi izleyebiliyoruz, algılanabilirliği düşük. Yani düşman tarafından ancak yanına yaklaşınca farkedilebilir."
Radarların menzili yaklaşık 45 kilometre... Önemli bir özellikleri de hem ürün hem de bakım maliyetlerinin düşük olması; her iki radar da seri üretime hazır.
Sahil Güvenlik Komutanlığı, bu radarı "Türkiye sahillerini kapsama ve tek merkezden izleme projesi"nde kullanmayı planlıyor.
BÖLÜM 2: Depremde hayat kurtaran buluşlar

foresc28ocakhi














 
Oca
30
    
siyah_gulum | 30 Ocak 2008 02:26 | 0 fav | etiket: ,  
Ticari araç alıp da bunu amacı dışında dönüştürenlere vergi cezası geldi. 2005 yılında İstanbul- Anadolu yakasındaki araç sahipleriyle başlatılan vergi operasyonu devam ediyor. Bugüne kadar aralarında bazı ünlü sanatçıların, eski milletvekillerinin ve AKP il başkanlarının da bulunduğu araç sahiplerine 100 bin YTL’yi bulan vergi cezaları gelmeye başladı. Bu arada Ankara’da 563 araç sahibine de tebligat yapıldı. Ticari araç alıp, bunu lüks iç donanımla makam aracı haline getirenlerin yanı sıra halıcı, çiçekçi gibi KOBİ’lerin de kullandığı bu araçlara, kendi fiyatı kadar ceza isteniyor.
İŞLER 2005’TE KARIŞTI
Türkiye, bir süre öncesine kadar tüm ticari araçlara yüzde 4 vergi uygulayan bir ülkeydi. 2004 yılında bu pazardaki satışların patlama yapması ve lüks araçların da ticari araç adıyla satılması, Maliye’yi harekete geçirmişti. Maliye Bakanlığı bir karar alarak, ticari araç olarak satın alınıp, daha sonra binek oto çevrim işlemine tabi tutulan araçların, ruhsatına bunun işlenmesini şart koştu. Maliye Bakanlığı, daha sonra ticari araçları, minibüs, binek araç ve kamyonet adlarıyla sınıflandırarak, farklı vergilere tabi tuttu.
ÖNCE ‘BORCU YOK’ DENDİ
Araçlarını çevirenler, yeni ruhsat için trafik müdürlüklerine gittiler. Trafik, vergi dairelerinden borcu yoktur yazısı istedi. Onlar da gidip, bu yazıyı aldılar. Trafik müdürlükleri de bu işlemi yapan 12 bin kişiye yeni ruhsatını verdi. 2005’te bu tür araçların vergileri yeniden düzenlendi. Vergi daireleri düzenlemenin ardından, bu tür araç sahiplerine 36 bin YTL’yi bulan ek Özel Tüketim Vergisi ve buna ek olarak 2.5 yıllık vergi cezaları kesmeye başladı.



 
Oca
28
    
siyah_gulum | 28 Ocak 2008 23:56 | 0 fav | etiket: ,  
Bu virüse yakalanmak istemiyosanız yakın temaslardan uzak durun...
Grip vakalarında patlama yaşınıyor. Hastalığın Şubat ve Mart’ta tepe noktasına ulaşılacağını belirten Avrupa’nın iki önemli sağlık otoritesi, çalışanlarda yaygın görülen yeni tip grip virüsüne karşı, “başkalarıyla yakın temastan kaçının” uyarısı yaptı.

TÜRKİYE DE RİSK ALTINDA

Grip mevsimi ülkemizde geç döneme doğru sarkıyor. Son yıllarda grip Türkiye’de artık Kasım ve Aralık aylarında değil, Ocak, Şubat ve Mart aylarında tepe noktasına ulaşıyor. Bu yıl da Ocak ayının ikinci yarısında patlama var.

Grip nedir? Nasıl korunmak gerekir?

Yaygın bir şekilde “nezle” olarak adlandırılan aslında nezleden çok farklı seyri olan grip, A ve B tipi grip virüslerin neden olduğu, insandan insana kolayca geçen viral bir hastalıktır.

Hastalığın belirtileri ani başlayan , baş ağrısı, kas ağrıları, öksürük ateş/üşüme ve yorgunluk/zayıflık hissidir.

Grip her yıl toplam nüfusun yüzde 5’i ile yüzde 15’ini etkilemektedir.
Grip her 10-50 yılda bir, grip A virüsünün yeni ve farklı bir alt tipi ile dünya çapında ciddi salgınlara neden olabilir.

Grip hastalığına yakalanmış olan kişiler mümkün olduğunca başkalarıyla yakın temastan kaçınmalıdır.

Ellerin yıkanması gibi temel hijyen kurallarına uyulmalıdır.

Yüksek risk gruplarındaki kişiler (yaşlılar, kalp ve akciğer hastalıkları gibi kronik rahatsızlıkları olan kişiler, bağışıklık sorunu taşıyanlar) gribe karşı koruyucu aşı yaptırmalıdır.

Enfeksiyonu önlemek, semptomların ciddiyetini ve süresini azaltmak için ulusal protokollere göre uygulanan antiviral ilaçlar da alınabilecek diğer önlemler arasındadır.

Grip konusunda toplumların bilinçlendirilmesiyle herhangi bir salgın ihtimali öncesinde uzman doktorlara başvurma oranı ciddi ölçüde artırılabilir ve grip mevsimi boyunca iş kayıpları önlenebilir


 
Oca
28
    
siyah_gulum | 28 Ocak 2008 23:53 | 0 fav | etiket: ,  

Boş zamanlarını ''oturarak geçirenlerin''daha hızlı yaşlandığı ortaya çıktı. 2 bin 401 kadın ve erkek ikiz üzerinde yapılan araştırmadan ilginç sonuçlar ortaya çıktı.

Londra'daki King's College'den araştırmacılar, 2 bin 401 kadın ve erkek ikizden, fiziksel faaliyetleri ve sosyo-ekonomik durumları hakkındaki soruları yanıtlamalarını istediler.

Sigara içip içmedikleri de öğrenilen ikizlerin ayrıca kromozomların ucunda bulunan ve ''telomer'' denilen DNA zincirleri de incelendi.

Araştırma sonucunda, boş zamanlarında daha az aktif olan ikizlerin telomerlerinin, boş zamanlarında düzenli olarak fiziksel faaliyette bulunanlara göre kısa olduğu görüldü.
Araştırmayı yürütenlerin başındaki Dr. Lynn Cherkas, haftada ortalama 199 dakika fiziksel faaliyette bulunan en aktif grupla, haftada 16 dakika fiziksel faaliyette bulunan en pasif grup arasındaki telomer uzunluğunda ortalama 200 nükleotid (hücre çekirdeğindeki yaşamın tüm bilgilerini saklayan DNA'nın çift merdiven sarmalında saklı genlerin A, C, T ve G harfleriyle tanımlanan öbekleri) fark olduğunu söyledi.
Belçikalı bilim adamları tarafından yapılan araştırmalarda, telomerlerin büyük bir olasılıkla yaşlanma sürecinde kilit rol oynadığı belirtilmişti. Bilim adamları, telomerlerin uzunluğunun, ömrün uzunluğuyla doğru orantılı olduğunu söylüyorlar.

Kromozomların uç kısmında bulunan ''telomer'' bölgeleri, her hücre bölünmesinde biraz daha kısalıyor ve belirli bir sayıda bölünme sonunda telomer uzunluğu kritik bir noktaya ulaşarak, hücrenin ''artık bölünmemesi gerektiği'' anlamında bir sinyal oluşturuyor.
Telomerlerin her yıl ortalama 21 nükleotid kısaldığı tahmin ediliyor.


aa




 



 
Oca
28
    
siyah_gulum | 28 Ocak 2008 23:51 | 0 fav | etiket: ,  

Uzmanlar, her geçen yıl hızla artarak toplumda önemli sağlık sorunları haline gelen beyin damar hastalıklarının bir çoğu TMS ile tedavi edilebileceğini açıkladı.

Uzmanlar, her geçen yıl hızla artarak toplumda önemli sağlık sorunları haline gelen beyin damar hastalıkları, epilepsi, parkinson, multipl scleroz, alzheimer, beyin tümörleri, depresyon, baş ağrısı ve baş dönmeleri gibi çeşitli beyin hastalıklarının TMS (transkranial manyetik stimülasyon) ile tedavi edilebildiğini söyledi. Özellikle elektromanyetik dalgaların bu hastalıkları tetiklediği de belirtildi.



Eyüp Devlet Hastanesi Nöroloji Uzmanı Dr. Mehmet Yavuz, insan beyninin gelişmiş ileri düzeyde bir bilgisayar gibi düşünüldüğünde yaşadığı olumsuz etkiler sebebiyle fonksiyonlarını yerine getiremez duruma geldiğini söyledi. Toplumda yaygınlaşan elektromanyetik yoğunluğun insan beyninde birtakım hasarlar oluşturduğunu belirten Dr. Yavuz, cep telefonları, radyo ve TV dalgaları, cep telefonları sinyalleri, telsiz dalgaları ve beyaz eşyaların beyinde yaşanan problemleri tetiklediğini öne sürdü.



Dr. Mehmet Yavuz, tıkanan ve kilitlenen bilgisayarlara uygulanan reset işleminin kişilerde ise TMS (transkranial manyetik stimülasyon) uygulaması şeklinde beyin hastalarına uygulandığını ve olumlu sonuçlar alındığını açıkladı. TMS ile tedavi yönteminin ilk defa 1980 yılında İngiliz nörolog Dr. Anthony Barker tarafından gündeme getirildiğini anlatan Yavuz, Türkiye'de çok yaygın olmayan TMS uygulamaları ile kişinin yeniden eski sağlığına kavuşabileceğini söyledi.



Dr. Yavuz, "TMS tedavi teknikleri gelişmeden önce de zaten magnetoterapi ile vücudun muhtelif kısımlarına manyetik akım verilerek tedavi yapılıyordu. Magnetoterapi, halen fizik tedavi ve rehabilitasyon merkezlerinin oldukça yoğun şekilde kullandıkları tedavi yöntemlerinden biri durumundadır. Magnetoterapinin damarları daraltıp ya da genişleterek kan akımını düzenlediği, iltihap kurutucu (antienflamatuar) ve ödem çözücü (antiödem) aktivite gösterdiği, iyileşmeyi hızlandırdığı, hücre zarlarındaki metabolik iyon geçirgenliğini ayarladığı, ayrıca hormonal ve enzimatik süreçleri düzenleyici bir etki gösterdiği bilinen bir gerçektir.



İşte bu gelişmelerin neticesinde beden üzerine bu kadar olumlu tedavi etkileri olan manyetik akımı, acaba beyin için de kullanabilir miyiz diye düşünen araştırmacılar son 15 yıl içinde binlerce çalışma yapmışlar ve transkranial manyetik stimülasyonun beyin içindeki milyarlarca hücre arasındaki mikromolekuler biyolojik ajan dengesini düzenlediği, beyin içi nöronal yollarda serotinerjik, noradrenerjik ve dopaminerjik düzenleme yaptığı, bunlardan hangisi eksik ise onun enzimatik olarak üretilmesini teşvik ettiğini tespit etmişlerdir" dedi.



TMS'nin ilk önce ilaçlara cevap vermeyen ya da tatminkar bir iyileşme sağlanamayan depresyon hastalarında denendiğini ve birçok hastanın tamamen ya da tama yakın düzeldiğini dile getiren Dr. Yavuz, sözlerini şöyle sürdürdü:



"TMS uygulanan şizofrenilerde, görsel ve işitsel halüsinasyonların (varsanı) tamamen ortadan kalktığı belirlenmiştir. Obsessif ve kompulsif bozukluklarda, özellikle kompulsif davranışlar ortadan kalkmış ve obsesif dürtülerde azalma olmuştur. Daha sonra her türlü medikal ve fizik tedavi girişimlerine rağmen felç durumlarının devam ettiği hastalara uygulanmış ve hastaların pek çoğunda el, ayak hareketlerinde ve konuşma fonksiyonlarında olumlu gelişmeler olduğu izlenmiştir.



Aynı şekilde parkinson ve alzheimer gibi degeneratif beyin hastalıklarında da çalışmalar devam etmektedir. Alınan ilk sonuçlar yüz güldürücü olup, ilaç tedavisine ilaveten yapılacak manyetik uyarıların hastalıkların iyileşmesi sürecine olumlu katkı sağladığı gözlenmiştir. Hiçbir tedaviyle düzelmeyen kulak çınlamalarına TMS uygulanmış ve pek çok hastada tama yakın düzelmeler elde edilmiştir.



Ayrıca yaşa bağlı gelişen işitme kayıplarının TMS ile düzelme gösterdiği belirlenmiştir. Yine hiçbir tedaviyle geçmeyen kronik ağrılarda uygulanan transkranial manyetik uyarıların, ağrıları değişik derecelerde ortadan kaldırdığı görülmüştür."



Yapılan araştırmalara göre TMS'nin sadece ABD'de 2 milyon kişinin pençesinde kıvrandığı kokain bağımlığının tedavisinde çok önemli olumlu katkılar sağladığını anlatan Dr. Yavuz, "Kokain bağımlılığı tedavisi gören kişilere TMS uygulandığında, uygulanmayan kişilere göre daha çabuk ve kolay tedavi oldukları ve bağımlılıktan kurtuldukları belirlenmiştir. TMS, uyuşturucuyla savaşta çok önemli bir tedavi faktörü olmaya aday gibi görünmektedir.



Kliniğimizde, hastalarımızı tedaviye başladığımız kısa zaman dilimi içerisinde pek çok depresyon ve panik atak, felç, alzheimer, kulak çınlaması, migren ve parkinson hastasına TMS tedavi seansları yaptık. Sonuçlar, hastadan hastaya değişmekle beraber oldukça yüz güldürücü oldu.



Nitekim en son geçen ay Amerika'da yapılan Dünya Nöroloji Kongresi'ne TMS damgasını vurmuş, nörolojik ve psikiyatrik hastalıkların tedavisinde çığır açacağı vurgulanmıştır. Hiçbir yan etkisi olmayan transkraniyal manyetik stimülasyon tedavisiyle hastalarımız 5-10 seans sonunda yeniden eski sağlıklarına kavuşabilmektedirler" şeklinde konuştu.



Kenthaber.com